ÜNVAN DEĞİL, ETKİ MEYDANA GETİRMEK
Özet : ÜNVAN DEĞİL, ETKİ MEYDANA GETİRMEK: ÇALIŞAN BAĞLILIĞI, MOTİVASYON VE İYİ YÖNETİCİLİĞİN İNSAN KAYNAKLARINDAKİ ROLÜ
Çalışanların işe gelmesi ile işine gönülden bağlı olması arasında önemli bir fark vardır.
Bir kurumun başarısını yalnızca finansal sonuçlar, teknolojik altyapı veya sahip olduğu fiziksel kaynaklar üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Kurumların sürdürülebilir başarısında çalışanların işlerine duyduğu bağlılık, çalışma isteği ve yöneticileriyle kurduğu ilişki belirleyici bir rol oynar. Çünkü kurumları hedeflerine ulaştıran yalnızca iş süreçleri değil, bu süreçleri hayata geçiren insanlardır.
Bir çalışan, görevlerini eksiksiz yerine getirebilir; ancak kendisini değerli hissetmiyor, fikirlerinin dikkate alınmadığını düşünüyor veya emeğinin karşılığını alamadığına inanıyorsa kuruma olan bağlılığı zaman içerisinde zayıflayabilir. Bu hususta insan kaynakları yönetiminin yanı sıra yöneticilerin yaklaşımı da kritik önem taşır.
Çalışan bağlılığı: Kurumda bulunmak mı, kuruma ait hissetmek mi?
Çalışan bağlılığı, bireyin çalıştığı kuruma karşı hissettiği aidiyet, güven ve katkı sunma isteğiyle ilişkilidir. Bağlılığı yüksek çalışanlar, yalnızca kendilerine verilen görevleri tamamlamaya değil, kurumun hedeflerine ulaşmasına da katkı sağlamaya istekli olurlar.
Ancak çalışan bağlılığı, çalışanın uzun yıllar aynı kurumda kalmasıyla tek başına ölçülemez. Ekonomik koşullar, iş bulma olanakları veya kişisel nedenler, çalışanların kurumda kalmasını sağlayabilir. Gerçek bağlılık ise çalışanın kurumda kalmak istemesi, yaptığı işi anlamlı bulması ve katkısının değer gördüğüne inanmasıyla güçlenir.
Çalışan bağlılığını etkileyen başlıca unsurlar şunlardır:
Örneğin, aynı işi yapan iki çalışandan birinin sürekli takdir edilmesi, diğerinin ise emeğinin görünmez kalması zamanla adalet algısını zedeleyebilir. Bu durum yalnızca motivasyonu değil, çalışma arkadaşları arasındaki güveni ve kuruma duyulan bağlılığı da olumsuz etkileyebilir.
Dolayısıyla çalışan bağlılığını artırmak isteyen kurumların öncelikle çalışanların kendilerini güvende, adil bir sistemin parçası ve değerli hissetmelerini sağlaması gerekir.
Çalışan motivasyonu: Her çalışanı aynı şey motive etmez
Motivasyon, çalışanı belirli bir amaç doğrultusunda harekete geçiren içsel ve dışsal etkenlerin bütünüdür. Ücret, prim ve yan haklar gibi maddi unsurlar motivasyon üzerinde etkili olsa da çalışanların iş hayatından beklentileri bunlarla sınırlı değildir.
Bazı çalışanlar kariyer gelişimini önceliklendirirken bazıları iş güvencesine, esnek çalışma imkânlarına, takdir edilmeye veya karar süreçlerine katılmaya daha fazla önem verebilir. Bu nedenle bütün çalışanlara aynı motivasyon yöntemini uygulamak her zaman beklenen sonucu vermez.
İnsan kaynakları birimleri, çalışanların beklentilerini anlamak için çalışan memnuniyeti ve bağlılık anketlerinden, birebir görüşmelerden, performans değerlendirmelerinden ve çıkış mülakatlarından yararlanabilir. Ancak veri toplamak tek başına yeterli değildir. Elde edilen sonuçların somut iyileştirmelere dönüştürülmesi gerekir.
BEKLENTİDEN İYİLEŞTİRMEYE
Örneğin, çalışan anketlerinde kariyer fırsatlarının yetersiz olduğu belirlenmişse yalnızca motivasyon seminerleri düzenlemek sorunun temelini çözmez. Bunun yerine açık terfi kriterleri oluşturmak, yetkinlik bazlı kariyer yolları tanımlamak ve kurum içi ilan süreçlerini şeffaflaştırmak daha etkili olabilir.
Motivasyonun sürdürülebilir olması için üç unsur özellikle önemlidir:
İyi yönetici nasıl olmalıdır?
İyi yönetici, yalnızca iş dağıtan, talimat veren ve sonuçları kontrol eden kişi değildir. Aynı zamanda ekibinin ihtiyaçlarını anlayan, engelleri ortadan kaldıran, adil kararlar veren ve çalışanlarının gelişimine katkı sağlayan kişidir.
Bir yöneticinin başarısı, yalnızca kendi işlerini ne kadar iyi yaptığıyla değil, sorumluluğundaki ekibin ne ölçüde verimli ve sürdürülebilir sonuçlar ürettiğiyle de değerlendirilmelidir.
İyi bir yöneticinin temel özellikleri şunlardır:
Adil olmak
Çalışanları kişisel yakınlıklarına göre değil, objektif kriterlere ve performansa göre değerlendirmek.
İletişim kurmak
Sadece talimat vermek yerine çalışanları dinlemek, geri bildirim almak ve kararların gerekçelerini açıklamak.
Sorumluluk almak
Hatalar karşısında yalnızca çalışanları suçlamak yerine kendi kararlarını ve süreçleri de değerlendirmek.
Gelişimi desteklemek
Çalışanların güçlü yönlerini belirlemek, eksiklerini geliştirmelerine yardımcı olmak ve yeteneklerini kullanabilecekleri fırsatlar sunmak.
Güven oluşturmak
Söyledikleriyle yaptıkları arasında tutarlılık sağlamak ve çalışanların sorunlarını rahatça dile getirebildiği bir ortam yaratmak.
Örneğin, bir çalışan görevini zamanında tamamlayamadığında iyi bir yönetici hemen cezalandırıcı bir yaklaşım benimsemek yerine gecikmenin nedenini araştırır. İş yükünün gerçekçi olup olmadığını, süreçlerde aksaklık bulunup bulunmadığını ve çalışanın gerekli desteği alıp almadığını değerlendirir.
GECİKME KARŞISINDA İYİ YÖNETİCİNİN SORULARI
Bu yaklaşım, sorumluluğu ortadan kaldırmaz; aksine sorunu doğru tespit ederek tekrarını önlemeyi amaçlar.
Yönetici ile lider arasındaki fark
Yönetici ve lider kavramları sıklıkla birbirinin yerine kullanılsa da aralarında önemli bir yaklaşım farkı vardır. Yönetim daha çok planlama, organizasyon, koordinasyon ve kontrol süreçleriyle ilgilidir. Liderlik ise ortak bir amaç etrafında insanları etkileyebilme, yön gösterebilme ve değişime öncülük edebilme becerisini ifade eder.
İki yaklaşım arasındaki temel farklar şöyle özetlenebilir:
YÖNETİCİ VE LİDER
En etkili yaklaşım, operasyonel disiplini insan odaklı liderlikle birleştirebilmektir.
Bir yönetici hem hedefleri belirlemeli hem de çalışanlarının bu hedeflere ulaşabilecekleri koşulları sağlamalıdır.
İnsan kaynaklarının rolü: Ölçmek, anlamak ve iyileştirmek
Çalışan bağlılığı ve motivasyonu yalnızca insan kaynakları biriminin sorumluluğunda değildir. Doğrudan yöneticiler günlük çalışma deneyimini şekillendirirken insan kaynakları birimleri sistemleri tasarlamak, uygulamaları izlemek ve kurumsal iyileştirmeleri desteklemekle sorumludur.
Bu kapsamda insan kaynakları birimleri;
- 1Düzenli çalışan bağlılığı ve memnuniyeti ölçümleri yapmalı,
- 2Terfi, ücret ve performans değerlendirme kriterlerinin şeffaflığını takip etmeli,
- 3Yöneticilere iletişim, geri bildirim ve ekip yönetimi eğitimleri sunmalı,
- 4Çalışanların gelişim ve kariyer beklentilerini değerlendirmeli,
- 5İşten ayrılma oranı, devamsızlık ve çalışan geri bildirimlerini birlikte analiz etmeli,
- 6Tespit edilen sorunlara yönelik aksiyonların uygulanmasını ve sonuçlarını izlemelidir.
Örneğin, belirli bir birimde çalışan devir oranı kurum ortalamasının üzerinde gerçekleşiyorsa yalnızca ayrılan çalışan sayısına bakmak yeterli değildir. Birim yöneticisinin yönetim yaklaşımı, iş yükü, kariyer fırsatları, ücret dengesi ve çalışma koşulları birlikte incelenmelidir.
Burada önemli olan, verileri yalnızca raporlamak değil, verilerin işaret ettiği sorunları çözmektir.
Çalışanlardan görüş alınıp hiçbir değişiklik yapılmaması, zamanla geri bildirim mekanizmalarına duyulan güveni azaltabilir.
Sonuç: Çalışan bağlılığı bir söylem değil, yönetim biçimidir
Çalışan bağlılığı, motivasyon ve liderlik birbirinden ayrı değerlendirilemeyecek kadar iç içe geçmiş kavramlardır. Çalışanların kendilerini değerli hissetmediği, kararların adil olmadığına inandığı ve gelişim fırsatlarına erişemediği bir ortamda kalıcı motivasyon sağlamak güçleşir.
İyi bir yönetici, yalnızca işlerin tamamlanmasını sağlayan kişi değildir; çalışanlarının başarılı olabilmesi için gerekli ortamı oluşturan kişidir. İyi bir lider ise bu yaklaşımı ortak bir amaç, güven ve gelişim kültürüyle destekler.
İnsan kaynakları yönetiminin temel hedeflerinden biri, çalışan beklentileri ile kurum hedefleri arasında sürdürülebilir bir denge kurmaktır. Bu denge, yalnızca ücret artışları veya dönemsel motivasyon etkinlikleriyle değil; adaletli uygulamalar, açık iletişim, gelişim fırsatları ve tutarlı yöneticilik anlayışıyla sağlanabilir.
Sonuç olarak kurumların kendilerine sorması gereken soru şudur:
✦Çünkü çalışan bağlılığı, yöneticinin ünvanından değil, çalışan üzerinde bıraktığı etkiden doğar. Kurumları ileriye taşıyan da yalnızca insanları yöneten değil, onların potansiyelini ortaya çıkarabilen yönetim anlayışıdır.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Sorumluluk reddi: Bu yazıdaki görüş ve değerlendirmeler yazarına aittir; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. İNKABP Akademi içerikten sorumlu değildir.